Trafo sektörü trendleri konuşulurken çoğu yazı aynı yerde duruyor: dijitalleşiyoruz, yeşilleşiyoruz, verim artıyor. Bu cümlelerin hiçbiri bir imalatçıya tezgâh başında ne yapacağını söylemez. Bir eğilimin gerçek olup olmadığı, sac kesim programını, kaynak sırasını, kazan iç yüksekliğini veya soğutma yüzeyini değiştirip değiştirmediğinden anlaşılır.

Bu yazı 2026’ya girerken masamıza gelen teknik şartnamelerde somut olarak karşılığı olan başlıkları topluyor: verimlilik regülasyonunun kayıp limitleri, amorf nüve, ester ve biyoyağlar, SF6’sız orta gerilim ekipmanları, kazana takılan sensörler, kuru tip talebi ve tedarik süresi baskısı. Her başlığı tek bir soruyla ele alıyoruz: bu, kazanın ve dalga duvarın tasarımında neyi değiştiriyor?

Ankara’daki tesisimizde ürettiğimiz her gövdenin arkasında bir müşteri şartnamesi var. Aşağıdaki değerlendirmeler o şartnamelerin son iki yılda nereye kaydığına dair notlardır.

2026'ya girerken talep tarafının fotoğrafı

Türkiye elektrik ekipmanı sektöründe trafo, ihracatı taşıyan birkaç kalemden biri. Türk Elektrik ve Elektronik sektör verilerine göre trafo ihracatı yaklaşık 1 milyar dolar seviyesinde, iç pazarla birlikte toplam büyüklük yaklaşık 2 milyar dolar bandında değerlendiriliyor. Bu rakamın kendisinden çok yönü önemli: talebin ağırlığı iç şebekeden dış pazara kaymış durumda.

Bunun imalata iki doğrudan sonucu var. Birincisi, gelen şartnamelerin referans standardı artık büyük ölçüde IEC 60076-1 ve IEC 60076-2; yurt içi projelerde ise buna TEDAŞ-MLZ/95-012.F gibi kurum şartnameleri ekleniyor. İkincisi, ihracat işlerinde imalatçıdan istenen belge seti genişliyor: EN 1090 kapsamında yapısal kaynaklı imalat uygunluğu, EN ISO 3834-2 kaynak kalite yönetimi ve EN 10204 3.1 malzeme sertifikası artık istisna değil, standart ek.

Talep tarafındaki ikinci kayma dağıtım tarafında: güneş santralleri, veri merkezleri ve şarj altyapısı için 400–2500 kVA aralığında, kısa teslim süreli ve yüksek verimli birimler isteniyor. Bu üç segmentin ortak özelliği, projenin trafodan önce bitmesi ve trafonun kritik yolda kalması. Dolayısıyla 2026’nın en belirleyici trendi teknik değil, takvimsel: aynı teknik seviyeyi daha kısa sürede teslim edebilmek.

Ecodesign Tier 2: kayıp limitleri kazanı büyütüyor

Avrupa Birliği’nin 548/2014 sayılı Ecodesign yönetmeliği, güç trafolarında boştaki kayıp ve yük kaybı için üst sınır tanımlar. Tier 1 sınırları 1 Temmuz 2015’te, daha sıkı olan Tier 2 sınırları ise 1 Temmuz 2021’de yürürlüğe girdi. Tier 2 ile birlikte dağıtım trafolarında yük kayıpları Tier 1’e göre yaklaşık yüzde 10, boştaki kayıplar yaklaşık yüzde 20 daha dar bir bantta kalmak zorunda. 3150 kVA üzeri birimlerde ise sınır doğrudan kayıp değil, yönetmelikte tanımlanan tepe verim endeksi (PEI) üzerinden veriliyor.

Kayıp düşürmenin fiziği bellidir: yük kaybını düşürmek için iletken kesiti büyür, boştaki kaybı düşürmek için nüve kesiti büyür veya daha iyi sac kullanılır. Her iki yol da aktif kısmın hacmini büyütür. Aktif kısım büyüyünce kazan iç ölçüsü, kapak açıklığı, taşıyıcı profil kesiti ve dolayısıyla toplam yağ hacmi büyür.

Bu, trafo kazanı imalatı tarafında somut bir zincir üretir: büyüyen gövde daha uzun kaynak dikişi, daha fazla çarpılma riski ve daha sıkı ölçü kontrolü demektir. Kesimde tutturulan ölçü kaynakta düzeltme ihtiyacını kaldırır; büyüyen gövdelerde bu ilkenin maliyeti doğrudan görünür hale gelir. Aynı zamanda IEC 60076-2’nin öngördüğü sıcaklık artış sınırları (yağ üst katmanı için 60 K, sargı ortalaması için 65 K) değişmediğinden, artan kayıpların değil azalan kayıpların bile daha büyük bir gövdeden atılması gerekir.

Amorf nüve: verim kazancının imalattaki bedeli

Amorf metal nüve, boştaki kaybı azaltmanın en radikal yolu. Amorf şerit tipik olarak 25 mikron civarında kalınlıkta üretilir; karşılaştırma için tanecik yönlendirilmiş silisyum sac 0,23–0,30 mm bandındadır. Yani yaklaşık on kat daha ince bir malzemeden söz ediyoruz. Sektör literatüründe amorf nüvenin boştaki kaybı, eşdeğer CRGO nüveye göre yüzde 60–70 bandında düşürdüğü bildirilir.

Bedeli şu: amorf şeridin doyma indüksiyonu daha düşük ve istif faktörü daha zayıftır. Aynı gücü aynı akı yoğunluğunda taşımak için nüve kesiti büyür. Pratikte bu, aynı kVA için daha yüksek ve daha geniş bir aktif kısım demektir.

Bizim tarafımızda nüve, bobin ve aktif kısım ile kazanın birlikte tasarlanması gereği burada keskinleşiyor. Amorf nüveli bir birimde kazan yüksekliği artar, bağlantı klemensleri ile kapak arasındaki yalıtım mesafesi yeniden hesaplanır ve gövde ağırlığı arttığı için kaldırma kulakları ve taban takviyesi yeniden boyutlandırılır. Amorf şerit kırılgandır; aktif kısmın kazana indirilmesi sırasında darbe toleransı düşüktür, montaj kılavuzlarının ve sabitleme takozlarının konumu tasarım aşamasında belirlenmelidir.

Sonuç olarak amorf nüve bir malzeme tercihi değil, kazan tasarımını baştan etkileyen bir karardır. Şartnamede amorf geçiyorsa gövde ölçüsü, teklif aşamasında sabit alınamaz.

Ester ve biyoyağlar: sıvı değişince gövde de değişir

Yangın riskinin belirleyici olduğu tesislerde mineral yağ yerine sentetik ester (IEC 61099) veya doğal ester (IEC 62770) tercihi hızla yaygınlaşıyor. Midel 7131 gibi sentetik esterlerin yanma noktası 300 °C üzerindedir; IEC 60296 kapsamındaki mineral yağda bu değer tipik olarak 170 °C civarındadır. Bina içi, tünel ve veri merkezi uygulamalarında bu fark tek başına karar verdiriyor.

İmalatçı için ester üç yerde iş çıkarır. Birincisi viskozite: esterlerin 40 °C’deki viskozitesi mineral yağın yaklaşık üç katı bandındadır, doğal taşınımla soğutma zayıflar ve aynı güç için daha fazla soğutma yüzeyi gerekir. İkincisi genleşme: ester dolgulu birimlerde yağ hacmi ve genleşme payı yeniden hesaplanır, konservatör veya kazan üst boşluğu buna göre büyür. Üçüncüsü sızdırmazlık malzemeleri: ester, mineral yağ için seçilen bazı contalarla uyumlu değildir, conta yuvası ve yüzey işleme buna göre belirlenir.

Sızdırmazlığın kanıtı da değişmiyor, sertleşiyor. Ester dolgulu gövdelerde hidrostatik sızdırmazlık testi sonrası kapak flanşı ve tüm bağlantı ağızları tek tek gözlenir; yağın yüzey gerilimi farklı olduğundan mineral yağda tolere edilen mikro kaçaklar burada belirgin hale gelir. Ester işi alan bir atölyede test rejimi, mineral yağ işiyle aynı bırakılamaz.

Soğutma yükü nereye gidiyor: dalga duvar mı, radyatör mü

Yukarıdaki üç eğilim, üçü birden aynı yere basıyor: soğutma yüzeyi. Kayıplar düşse bile gövde büyüdüğü, ester kullanıldığında taşınım zayıfladığı ve yükleme profilleri yenilenebilir kaynaklarla daha değişken hale geldiği için soğutma yüzeyi hesabı 2026 şartnamelerinin en çok tartışılan kalemi.

Karar noktası basit: dalga duvar, gövdenin kendisini soğutucu yüzeye çevirir, ek flanş ve ek kaynak dikişi getirmez. Belirli bir güç ve yağ hacminden sonra dalga yüzeyi yetmez, radyatörler devreye girer ve gövdeye kaynaklı bağlantı ağızları eklenir. Aşağıdaki tablo, kendi dalga duvar üretim hattı pratiğimizde kullandığımız tercih bandını özetliyor.

Güç aralığı (kVA)Tipik soğutma çözümüDalga duvar sac kalınlığı (mm)Tipik dalga derinliği (mm)Kuru film kaplama (mikron)
50–400Yalnızca dalga duvar (ONAN)1,2200–300120
400–1250Dalga duvar (ONAN), yüksek dalga1,2–1,5300–400120
1250–2500Dalga duvar + ek radyatör grubu1,5400120
2500 üzeriDüz gövde + radyatör grubu (ONAN/ONAF)UygulanmazUygulanmaz120
Ester dolgulu (aynı güç sınıfı)Bir üst satırın çözümü seçilir1,5400120

Kaplama sütunu tüm satırlarda aynıdır ve rastlantı değildir: ISO 8501’e göre Sa 2 1/2 yüzey hazırlığı ve 120 mikron kuru film kalınlığı, ISO 12944 C4/C5 ortam sınıfları için hedeflediğimiz sabit rejimdir. Soğutma çözümü değişse de korozyon koruması değişmez.

Tablodaki son satır dikkat ister: ester dolgulu bir birimde aynı kVA için bir üst kademenin soğutma çözümüne geçmek, teklif aşamasında hesaba katılmazsa sonradan gövdeye radyatör ağzı açmak gerekir. Bu, kaynak sonrası ısıl çarpılma ve yeniden boyama demektir.

SF6'dan uzaklaşma ve orta gerilim tarafındaki yansımalar

SF6, küresel ısınma potansiyeli çok yüksek bir gaz olduğu için orta gerilim ekipmanlarında kademeli olarak terk ediliyor. Yerini kuru hava, teknik hava veya florlu keton karışımlı çözümler alıyor. IEC 62271-1 kapsamındaki ekipmanlarda bu geçiş, aynı yalıtım mesafesini gazın dielektrik dayanımı olmadan sağlamak anlamına geliyor; sonuç genellikle biraz daha büyük hacim.

Bu doğrudan trafo kazanını ilgilendirmez ama trafo-ekipman birleşiminin geometrisini etkiler. Kompakt beton köşk ve konteyner uygulamalarında toplam alan sabitken ekipman tarafı büyüyünce, trafo tarafına ayrılan gabari daralır. Bize gelen şartnamelerde son dönemde artan talep şu: aynı gücü daha dar bir taban alanına sığdıran, buna karşılık daha yüksek gövdeli kazan.

Dar taban, geniş yüzey ihtiyacı ile çelişir. Bu çelişkiyi çözmenin yolu dalga duvar dalga derinliğini 400 mm’ye çıkarmak veya iki uzun kenarı da dalga yüzeyi olarak kullanmaktır. Her iki durumda da kazanın burulma rijitliği düşer; taşıma ve nakliye sırasındaki yükleri karşılamak için taban şasisi ve kaldırma kulakları yeniden hesaplanır. Yani SF6 tartışması bir çevre başlığı gibi görünürken, imalatçının masasına statik hesap olarak düşer.

Online DGA, sensör ve dijital ikiz: kazan artık veri de taşıyor

Gazda çözünmüş gaz analizi yıllardır var; yeni olan sürekli izleme. IEC 60567 numune alma ve gaz analizi yöntemini, IEC 60599 ise ölçülen gaz oranlarının yorumlanmasını tanımlar. Klasik uygulamada yılda bir veya iki kez numune alınır. Online DGA monitörü ile aynı ölçüm saatlik periyotlara iner ve asetilen, etilen, hidrojen gibi anahtar gazların eğilimi izlenir.

Üretici için bu, kazana kalıcı bir cihaz bağlanması demektir. Monitör vanası konumu yağ sirkülasyonunun ölü noktasına gelmemeli, kazan içinde temsili bir bölgeden beslenmelidir. Ayrıca sensör hattı, doldurma ve boşaltma vanalarından ayrı planlanmalıdır. Sıcaklık sensörü, yük akımı ve yağ seviyesi verisini birlikte toplayan sistemlerde kapak üzerindeki flanş sayısı artar; her yeni flanş yeni bir sızdırmazlık riski, dolayısıyla yeni bir test noktasıdır.

Dijital ikiz uygulamaları bu verinin üzerine kuruluyor. IEC 60076-7 yükleme kılavuzundaki sıcak nokta modeliyle ölçülen sıcaklık karşılaştırılarak sargı ömrü tahmin ediliyor. Modelin doğru çalışması için imalatçının kazan geometrisini, yağ hacmini ve soğutma yüzeyini sayısal olarak teslim etmesi isteniyor. 2026’da teslim edilen bir trafonun dokümantasyonu, on yıl önceki bir teslimin dokümantasyonundan hem daha kalın hem daha yapılandırılmış.

Kuru tip talebi, tedarik ve teslim süresi baskısı

Bina içi, hastane, metro ve veri merkezi projelerinde IEC 60076-11 kapsamındaki kuru tip trafolar payını artırıyor. Sebep yangın yükü ve yağ havuzu gereksiniminin ortadan kalkması. Ancak kuru tip her yerde yağlının yerine geçmiyor: aynı güçte kayıplar genellikle daha yüksek, gürültü seviyesi daha fazla ve dış ortam kullanımında ek muhafaza gerekiyor. Şebeke ve saha uygulamalarında yağlı çözüm hâlâ baskın.

Asıl daralma tedarik tarafında. Tanecik yönlendirilmiş silisyum sac, elektrolitik bakır ve ester sıvılarda temin süreleri son yıllarda uzadı; bu üç kalem aynı anda kritik yolda olabiliyor. İmalatçı tarafında bunun tek gerçek karşılığı, malzemeye bağımlı olmayan işleri öne çekmek: gövde kesimi, dalga duvar üretimi ve kaynak, aktif kısım beklenirken tamamlanabilir.

Bunun mümkün olması için tasarımın erken kilitlenmesi gerekir. Kazan ölçüsü aktif kısım ölçüsüne bağlıdır; aktif kısım ölçüsü ise kayıp hedefine, nüve tipine ve yalıtım sıvısına bağlıdır. Yani bu yazıdaki yedi başlığın hepsi tek bir noktada birleşiyor: 2026’da teslim süresini belirleyen şey tezgâhın hızı değil, şartnamenin ne kadar erken netleştiğidir. Kayıp sınıfı, nüve malzemesi ve sıvı tipi belli olmadan başlayan bir gövde imalatı, sonradan kesilen radyatör ağzıyla veya yeniden boyanan bir kapakla ödenir.

Sıkça sorulan sorular

Ecodesign Tier 2 kayıp limitleri Türkiye'de üretilen trafoları etkiliyor mu?

Avrupa Birliği pazarına gidecek her birim için doğrudan bağlayıcı. 548/2014 sayılı yönetmeliğin Tier 2 sınırları 1 Temmuz 2021’de yürürlüğe girdi; Tier 1’e göre yük kayıplarında yaklaşık yüzde 10, boştaki kayıplarda yaklaşık yüzde 20 daha dar bir bant tanımlıyor. 3150 kVA üzeri birimlerde sınır tepe verim endeksi (PEI) üzerinden veriliyor. Yurt içi projelerde ise TEDAŞ-MLZ/95-012.F gibi kurum şartnameleri belirleyici oluyor.

Amorf nüveye geçilince kazan ölçüsü değişir mi?

Değişir. Amorf şerit tipik olarak 25 mikron kalınlıktadır ve doyma indüksiyonu tanecik yönlendirilmiş silisyum saca göre düşüktür; istif faktörü de daha zayıftır. Aynı gücü taşımak için nüve kesiti büyür, aktif kısım hem yükselir hem ağırlaşır. Bu nedenle kazan iç yüksekliği, kapak açıklığı, taban takviyesi ve kaldırma kulakları yeniden hesaplanmalıdır. Amorf geçen bir şartnamede gövde ölçüsü teklif aşamasında sabit alınamaz.

Ester yağ kullanılacaksa kazanda neler değişir?

Üç şey. Viskozite: sentetik ve doğal esterlerin 40 °C viskozitesi mineral yağın yaklaşık üç katı bandındadır, doğal taşınım zayıflar ve soğutma yüzeyi büyütülür. Genleşme: yağ hacmi ve genleşme payı yeniden hesaplanır, üst boşluk veya konservatör büyür. Sızdırmazlık: ester tüm conta malzemeleriyle uyumlu değildir, conta yuvası ve yüzey işleme buna göre seçilir. Referans standartlar IEC 61099 ve IEC 62770’tir.

Dalga duvar mı radyatör mü tercih edilmeli?

Güç, yağ hacmi ve gabariye bakılır. Yaklaşık 1250 kVA’ya kadar dalga duvar tek başına yeterli olur; 1,2–1,5 mm sac ve 200–400 mm dalga derinliği bandı kullanılır. Bu sınırın üzerinde dalga yüzeyi yetmez ve radyatör grubu eklenir. Ester dolgulu birimlerde aynı kVA için bir üst kademe soğutma çözümüne geçmek gerekir. Kaplama rejimi her iki durumda da Sa 2 1/2 ve 120 mikron kuru film olarak sabit kalır.

Online DGA monitörü takılacaksa kazanda ne hazırlanmalı?

Monitör için ayrı bir bağlantı ağzı planlanır; bu ağız doldurma ve boşaltma vanalarından bağımsız olmalı ve yağ sirkülasyonunun ölü noktasına denk gelmemelidir. Sıcaklık, yağ seviyesi ve akım verisi birlikte toplanacaksa kapak üzerindeki flanş sayısı artar. Her ek flanş yeni bir sızdırmazlık riskidir, bu yüzden test noktası olarak kayda geçer. Ölçüm ve yorumlama için IEC 60567 ve IEC 60599 esas alınır.

Kuru tip trafolar yağlı trafoların yerini alıyor mu?

Tamamen değil, segment bazında. IEC 60076-11 kapsamındaki kuru tip çözümler bina içi, hastane, metro ve veri merkezi uygulamalarında yangın yükü ve yağ havuzu gereksinimini kaldırdığı için payını artırıyor. Buna karşılık aynı güçte kayıplar genellikle daha yüksek, gürültü seviyesi daha fazla ve dış ortamda ek muhafaza gerekiyor. Şebeke ve saha uygulamalarında yağlı çözüm baskın kalmaya devam ediyor.